Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Kırşehir, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisimi artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Letter to the Editor: Comment on Tsiogka Et al.’s “Compound Heterozygosity for the C6777T Mutation of the MTHFR Gene and the FII G20210A Mutation of the Prothrombin Gene in Sequential Bilateral Anterior Ischemic Optic Neuropathy”
(Taylor and Francis Ltd., 2025) Örnek, Kemal
Dear Editor,
I read with great interest the paper entitled “Compound heterozygosity for the C6777T mutation of the MTHFR gene and the FII G20210A mutation of the prothrombin gene in sequential bilateral anterior ischemic optic neuropathy” by Tsiogka et al.Citation1 The authors reported a case of bilateral, sequential non-arteritic anterior ischemic optic neuropathy (NA-AION) in a 52-year-old patient who was found to have mutations for the prothrombin and methylenetetrahydrofolate reductase (MTHFR) genes.
Investigation of İntegron Gene Cassettes in Trimethoprim-Sulfamethoxazole-Resistant Acinetobacter Baumannii İsolates
(Wroclaw Medical University, 2025) Öztürk, Cihat; Akyol, Rukiye; Küçükgünay, Sadık; Sevim, Elif
Background. The spread of antibiotic-resistance genes among healthcare-associated infections (HAIs) poses serious problems in the treatment of these infections. Recently, these resistance genes have also been shown to be present in integrons. Objectives. By focusing on integron-mediated mechanisms of antibiotic resistance, we sought to elucidate the genetic determinants underpinning the development of multidrug resistance in clinical isolates of Acinetobacter baumannii. Materials and methods. In this study, 27 TMP-SXT-resistant A. baumannii isolates were obtained from various clinical samples. Class I and class II integrons were determined using polymerase chain reaction (PCR). Samples were sent for DNA sequence analysis of the integron to a private firm (BMLabosis, Ankara, Turkey). The similarities of the DNA sequences with the associated integron were determined using National Center for Biotechnology Information (NCBI) GenBank. Results. While all isolates were resistant to TMT-SXT and gentamicin, amikacin and tobramycin resistance rates were detected as 70% and 26%, respectively. Class I and class II integrons were found in 1 strain and 2 isolates, respectively. It was also determined that the dfrA12 gene and the aadA2 gene were found in the class I integrons. It was determined that 2 isolates carrying class II integron had dfrA1 and sat2 genes. Both class I and class II integrons were detected in 1 of these isolates. Conclusions. Despite the low integron detection in the resistant isolates, with the detection of class I and class II integrons among A. baumannii isolates, it was determined that HAIs could spread very rapidly within the hospital and cause multidrug resistance. This study reveals the need for comprehensive surveillance and molecular characterization of integron-mediated resistance mechanisms to inform effective strategies to combat infections caused by multidrug-resistant (MDR) A. baumannii.
Salisilaldehit Türevi Schiff Bazlarının Sentezi,Karakterizasyonu ve Antimikrobiyal Aktivitelerinin Belirlenmesi
(Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Köse, Yaşar
Salisilaldehit Türevi Schiff Bazlarının Sentezi,Karakterizasyonu ve Antimikrobiyal Aktivitelerinin Belirlenmesi Bu tez çalışmasında, salisilaldehit türevi Schiff bazlarının sentezi, yapısalkarakterizasyonu ve antimikrobiyal aktivitelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bukapsamda izatoik anhidritin farklı primer aminlerle reaksiyonu sonucu oluşan daha reaktiffarklı primer aminlerle salisilaldehitin kondensasyon reaksiyonları sonucunda yedi adetSchiff bazı bileşiği (4a–4g) klasik çözelti fazı yöntemleri kullanılarak sentezlenmiştir.Reaksiyonlar uygun çözücü ortamında, kontrollü koşullar altında gerçekleştirilmiş, eldeedilen ürünler kristalizasyon yoluyla saflaştırılmıştır. Sentezlenen bileşiklerin yapılarıFT-IR ve 1H/13C NMR spektroskopileri ile aydınlatılmış; imin (–C=N–) grubununoluşumu karakteristik spektral bantlar üzerinden doğrulanmıştır. Kütle Spektrokopisi(LCMS-MS) ile moleküler kütle doğrulanmıştır. Sentezlenen Schiff bazlarınınantimikrobiyal aktiviteleri, disk difüzyon yöntemiyle çeşitli Gram-pozitif ve Gram-negatif bakteri türlerine karşı değerlendirilmiştir. Antimikrobiyal testler, Clinical andLaboratory Standards Institute (CLSI) standartlarına uygun olarak yürütülmüş,bileşiklerin inhibisyon zon çapları ölçülmüştür. Elde edilen sonuçlar, bazı salisilaldehittürevi Schiff bazlarının özellikle belirli mikroorganizmalara karşı anlamlı düzeydeantimikrobiyal etki gösterdiğini ortaya koymuştur. Sonuç olarak, bu çalışma salisilaldehittemelli Schiff bazlarının hem yapısal özellikleri hem de potansiyel antimikrobiyaluygulamaları açısından önemli veriler sunmakta; gelecekte yapılacak farmasötik vebiyoinorganik araştırmalar için temel oluşturmaktadır.
İstanbul İli Orman Alanlarında Zararlı, Pochazia Shantungensis (Chou And Lu,1977) (Hemıptera: Ricanııdae)’İn Moleküler Karakterizasyonu
(Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Torun, Elif Özlem
Bu çalışmada, İstanbul ilinde bulunan orman vejetasyonlarından tespit edilen Pochaziashantungensis (Chou ve Lu, 1977) (Hemiptera: Ricaniidae) örneklerinin çoklu gen bölgeleri temelli moleküler karakterizasyonu amaçlanmıştır. Pochazia, Ricaniidae içerisinde yeralmaktadır. Bu familyada yer alan böcekler genellikle ormanlık alanlardan tarım arazilerinekadar geniş bir yelpazede yaşam alanına sahiptirler. Bu tür, orman ekositemlerinde ciddisorunlara yol açan istilacı bir türdür. Bitki özsuyunu emerek zarara sebep olur ve bitkileri zayıflatırlar. P. shantungensis, belirli bir süre Ricania shantungensis olarak tanımlanmış ancak yapılan sistematik çalışmalar ile Pochazia cinsine transfer edilmiştir. P. shantungensis ilkolarak Çin’de tespit edilmiş olup sonrasında Avrupa ve Türkiye’ye de yayılmıştır. Ülkemizde ilk olarak İstanbul ilinin Avrupa yakasında kaydedilmiştir. Ricaniidae familyasında yer alan türlerin morfolojik tanımlamaları kriptik türlerin varlığı ve uzmanlık gerektirmesinden dolayıoldukça zordur. Bu çalışma ile ilk kez Türkiye’ de İstanbul İlinde orman vejetasyonlarındantespit edilen ve morfolojik olarak P. shantungensis olarak tanımlanan bu istilacı türün mtDNACOI gen bölgesi kullanılarak moleküler karakterizasyonu yapılmıştır. Tez kapsamında, mtDNACOI gen bölgesi ile ITS2 gen bölgeleri hedef bölgeler olarak seçilmiş, ancak sadece COI genbölgesi başarılı olarak çoğaltılmıştır. Yapılan COI dizi analizi sonrasında toplanan örneklerin moleküler olarak P. shantungensis olduğu tespit edilmiştir.
6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri Sonrası Türkiye’nin Yapı Stoğunda Yapı-Zemin Etkileşiminin İncelenmesi: Hatay Şehri Örneği
(Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Omur, Mizbah
Bu çalışma kapsamında yapı zemin etkileşiminin mevcut binalar üzerindeki etkisini incelemek amacıyla 3,4,5,6 ve 7 katlı binaların her birinden 10 adet bina incelenmiştir. Toplam 100 adet bina, ankastre ve yapı zemin etkileşimi dikkate alınarak hem 1975 Deprem Yönetmeliğine göre hem de 1998 Deprem Yönetmeliğine göre analiz edilmiştir. Bina analizlerinde 6 Şubat 2023 tarihinde yerel saat ile 04.17 ve 13.24’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden elde edilen ivme değerleri kullanılmıştır. Bina analizlerinde yapı elemanlarının hasar sınırlarının belirlenmesinde, 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinin kesit hasar sınırları dikkate alınmıştır. Analizlerde elde edilentalepler, binanın kapasiteleri ile karşılaştırılmış ve sismik performansları belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlarda yapı zemin etkileşiminin dikkate alındığı durumlarda binalar, ankastreduruma göre daha kötü performans göstermiştir. Ayrıca 1975 deprem yönetmeliğine göre yapılan binaların kat sayısı arttıkça göçmenin önlenmesi perfomans düzeyini göstermeoranları artarken 1998 deprem yönetmeliğine göre yapılmış binalarda benzer bir eğilim görülmemiştir.




















