Ankara ili kuzeybatı ilçelerinde (Ayaş, Beypazarı, Nallıhan, Sincan) tarım işletmelerinin tarımsal sulama davranışlarının analizi
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Bu araştırmada, Ankara ili kuzeybatı ilçelerinde (Ayaş, Beypazarı, Nallıhan ve Sincan) faaliyet gösteren tarım işletmelerinin tarımsal sulama davranışları, sosyo-ekonomik özellikler, işletme yapısı, su kaynağı ve yönetimi ile davranışsal mekanizmalar çerçevesinde çok boyutlu olarak analiz edilmiştir. Çalışmanın kavramsal temelini, Planlı Davranış Teorisi (PDT) ile Norm Aktivasyon Modeli'nin (NAM) bütünleştirildiği yapısal eşitlik modeli oluşturmaktadır. Bölgede yer alan 335 tarım işletmesiyle yüz yüze anketler aracılığıyla toplanan veriler, tanımlayıcı istatistikler, ki-kare bağımsızlık testleri ve WLSMV tahmincisine dayalı yapısal eşitlik modellemesi (YEM) ile üç analitik düzeyde değerlendirilmiştir. Bulgular, sulama suyunun ağırlıklı olarak yeraltı suyundan (%52.6) ve kurumsal denetim dışındaki bireysel kaynaklardan karşılandığını, çiftçilerin sularını hangi kurumdan veya kaynaktan aldıkları ilçeden ilçeye değiştiğini ortaya koymuştur. Üreticilerin sulama kararlarında en çok kendi deneyimlerine (ort.=4.59) başvurduğu, araştırma enstitüleri ve tarım danışmanları gibi kurumsal bilgi kanallarının ise sınırlı düzeyde kullanıldığı belirlenmiştir. Kabul edilebilir uyum değerlerine sahip yapısal model (χ²/df=2.94; CFI=0.938; TLI=0.931; RMSEA=0.076), kurulan tüm hipotezleri doğrulamıştır. Sorumluluk atfetmenin kişisel norm üzerindeki güçlü etkisi (β=0.687), algılanan davranışsal kontrolün su koruma niyeti üzerindeki belirleyici rolü (β=0.550) ve niyetin davranışa yüksek düzeyde dönüşmesi (β=0.722), üreticilerin su koruma yönünde güçlü bir ahlaki ve davranışsal potansiyel taşıdığını göstermiştir. Sonuç olarak, tarımsal su yönetimi politikalarının yalnızca altyapı ve fiyatlandırma temelli araçlarla değil, üreticinin mevcut ahlaki motivasyonunu harekete geçirecek ve teknik kontrol algısını güçlendirecek davranışsal temelli müdahalelerle desteklenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.












