Apertura Piriformis ve Orbita arasındaki ilişkinin morfometrik olarak değerlendirilmesi
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Apertura piriformis (AP) ve orbita, kraniyofasiyal bölgenin morfolojik bütünlüğünde önemli rol oynayan anatomik yapılardır. AP nazal açıklığın kemik çatısını oluştururken orbita göz küresi ve ilişkili nörovasküler yapıların korunmasını sağlayan karmaşık bir anatomik boşluktur. Her iki yapı plastik cerrahi, rinoplasti, maksillofasiyal cerrahi, oftalmoloji ve adli antropoloji uygulamalarında önemli anatomik referans noktaları olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte literatürde AP ile orbita arasındaki morfometrik ilişkiyi değerlendiren çalışmaların sınırlı sayıda olduğu görülmektedir. Bu çalışmada apertura piriformis ve orbita arasındaki ilişkinin morfometrik olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma, 18-60 yaş arası bireylere ait BT görüntüleri üzerinde gerçekleştirildi. Toplam 150 bireye (81 kadın, 69 erkek) ait görüntüler değerlendirilerek AP yüksekliği, AP genişliği, AP alanı, sağ ve sol orbita yüksekliği, genişliği ve alanı ile AP ve orbita arasındaki çeşitli lineer ölçümler yapıldı. Ölçümler ImageJ programı kullanılarak gerçekleştirildi ve elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edildi. İstatistiksel analizlerde anlamlılık düzeyi p <0,05 olarak kabul edildi. Yapılan analizler sonucunda AP yüksekliği, genişliği ve alanı ile orbita ölçümleri arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki tespit edildi. Aynı şekilde AP ile orbita arasında ölçülen lineer mesafelerin ilişkili olduğu saptandı. Bu ilişkiler cinsiyet özelinde bakıldığında kadın bireylerde erkeklere kıyasla daha fazla sayıda ölçümde anlamlı ilişkiler saptandı. Sonuç olarak apertura piriformis ve orbita arasında anlamlı morfometrik ilişkiler bulunduğu görüldü. Elde edilen verilerin kraniyofasiyal cerrahi girişimlerin planlanmasında, rekonstrüktif cerrahi uygulamalarında, radyolojik değerlendirmelerde ve adli antropolojik çalışmalarda referans veri olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. Ayrıca çalışma sonuçlarının kraniyofasiyal yapıların gelişimsel ve fonksiyonel ilişkilerinin anlaşılmasına katkı sağlayacağı kanaatindeyiz.












