Toplum kaynaklı üriner sistem enfeksiyonu etkeni gram negatif bakterilerde plazmid aracılı kinolon direnç genlerinin moleküler karakterizasyonu
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Üriner sistem enfeksiyonları (ÜSE), toplum kaynaklı bakteriyel enfeksiyonlar arasında önemli bir yere sahip olup, Gram-negatif üropatojenlerde giderek artan kinolon direnci tedavi seçeneklerini sınırlandırmaktadır. Plazmid aracılı kinolon direnciyle ilişkili genlerin toplum kaynaklı izolatlarda bulunması, direnç determinantlarının hastane dışındaki dolaşımı ve farklı bakteri türleri arasında yayılma potansiyeli açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmada, toplum kaynaklı ÜSE etkenlerinin dağılımının ve kinolon direnç paternlerinin belirlenmesi; kinolon dirençli Gram-negatif izolatlarda çoklu ilaç direnci ile plazmid aracılı kinolon direnciyle ilişkili genlerin araştırılması amaçlanmıştır. Prospektif tanımlayıcı-analitik olarak yürütülen çalışmaya, Ekim 2024–Ağustos 2025 tarihleri arasında Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniğine başvuran, toplum kaynaklı ÜSE tanısı konulan 165 erişkin hasta dahil edilmiştir. Bakterilerin tanımlanması ve antimikrobiyal duyarlılık testleri Phoenix otomatize sistemiyle gerçekleştirilmiş, sonuçlar EUCAST 2024 kriterlerine göre değerlendirilmiştir. Siprofloksasin ve/veya levofloksasine dirençli bulunan Gram-negatif izolatlarda qnrA, qnrB, qnrC, qnrD, qnrS, qepA, oqxA, oqxB ve aac (6′)-Ib-cr genlerinin varlığı multipleks ve tekli polimeraz zincir reaksiyonu yöntemleriyle araştırılmıştır. Hastaların yaş ortalaması 56,5±20,6 yıl olup, 79’u (%47,9) erkek ve 86’sı (%52,1) kadındı. En sık izole edilen etken Escherichia coli (%64,8), ikinci sıklıkta ise Klebsiella pneumoniae (%14,5) olarak belirlendi. Toplam 165 izolatın 75’inde (%45,5) kinolon direnci saptandı ve bunların 71’ini Gram-negatif bakteriler oluşturdu. Kinolon dirençli Gram-negatif izolatların tamamı siprofloksasine, %97,2’si levofloksasine dirençliydi. Bu izolatlarda en yüksek eş direnç oranları ampisilin (%88,7), sefiksim (%66,2), sefazolin (%63,4), seftriakson (%57,7), trimetoprim-sülfametoksazol (%57,7) ve seftazidime (%57,7) karşı belirlendi. İzolatların %81,7’si çoklu ilaç dirençli olarak değerlendirildi. Kinolon direnci erkeklerde kadınlara göre daha yüksek bulundu ve yaşla birlikte anlamlı artış gösterdi. Moleküler incelemede en sık oqxB (%95,8) ve aac (6′)-Ib-cr (%90,1) genleri saptanırken, bunları qnrS (%21,1), oqxA (%18,3) ve qnrB (%15,5) izledi. qnrA, qnrC, qnrD ve qepA genleri hiçbir izolatta belirlenmedi. Sonuç olarak toplum kaynaklı ÜSE etkenlerinde kinolon direncinin ve kinolon dirençli Gram-negatif izolatlarda çoklu ilaç direncinin yaygın olduğu gösterilmiştir. Özellikle oqxB ve aac (6′)-Ib-cr genlerinin yüksek oranlarda saptanması, toplum kaynaklı izolatlarda kinolon direnciyle ilişkili genetik determinantların önemini ortaya koymaktadır. Florokinolonların ampirik kullanımının yerel direnç verileri doğrultusunda sınırlandırılması, tedavinin kültür ve antibiyotik duyarlılık sonuçlarına göre düzenlenmesi ve bu genlerin aktarım mekanizmalarının ileri moleküler yöntemlerle araştırılması gerekmektedir.












